Pazar, 15 Sha'aban 1440 | 2019/04/21
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

بسم الله الرحمن الرحيم

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti’nden Yeryüzünde Allah’ın Evleri Olan Cami Öncülerine Bir Çağrı

es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh

Allah Subhânehu ve Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:

إِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللَّهِ مَنْ آمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَأَقَامَ الصَّلاةَ وَآتَى الزَّكَاةَ وَلَمْ يَخْشَ إِلا اللَّهَ فَعَسَى أُولَئِكَ أَنْ يَكُونُوا مِنَ الْمُهْتَدِينَ “Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.” [Tevbe 18] Sevgili Peygamberimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem de şöyle buyuruyor:

إِذَا رَأَيْتُمْ الرَّجُلَ يَعْتَادُ الْمَسْجِدَ فَاشْهَدُوا لَهُ بِالإِيمَانِ“Bir kişinin sürekli mescide gittiğini görürseniz onun imanına şahit olun!” [Ahmed]

Ey yeryüzündeki Allah’ın evleri olan cami öncüleri! Ey imanına Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın şahit olduğu kimseler! Bilin ki Allah Subhânehu ve Teâlâ nasıl namazı emretmişse, dosdoğru Şeriatla yönetimi de emretmiştir. O yönetim ki Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem ve metodu üzere yürüyen Raşit Halifeler ve onlardan sonra gelenler kurallarını yerleştirmiştir. Sömürgeci kâfir, İslam Devletini yıkıncaya, Müslüman ülkeleri parçalayıncaya ve İslam’ı yönetim ve politikadan uzaklaştırıncaya kadar o yönetim devam etmiştir. Ardından Müslüman ülkelerdeki rejimler, Batılı kâfirlerdeki rejimlerin çarpık bir kopyası haline gelmiştir. Zulüm ve yolsuzluk yaygınlaşmış, insanların durumu çekilmez hale gelmiştir. Bu yüzden adalet ve iyi bir yaşam talebiyle sokaklara inmişlerdir.

Ey müminler! Ülkedeki örgütsel halk protestoları karşısında Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın imanına tanıklık ettiği cami öncüleri olarak bir sözümüz ve İslam temelli net bir pozisyonumuz olmalı. Zulme rıza göstermeyen bu onurlu ümmetin canlı ve dinamik olduğuna inanmalıyız. Zulüm ve yolsuzluğu barışçıl yolla protesto edenlerin bu çabasını kutluyoruz. Zulme başkaldıran bu devrimci gençliği doğru yönde, İslam’ın uygulanması talebine yönlendirmeliyiz. Ümmetin zulüm ve adaletsizlikten tek kurtuluşu İslam’dır. İslam’ı uygulayan devletin Hilafet olduğunu açık ve net olarak bilmeliyiz. Sevgili Peygamberimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

كَانَتْ بَنُو إِسْرَائِيلَ تَسُوسُهُمْ الأَنْبِيَاءُ، كُلَّمَا هَلَكَ نَبِيٌّ خَلَفَهُ نَبِيٌّ، وَإِنَّهُ لا نَبِيَّ بَعْدِي وَسَتَكُونُ خُلَفَاءُ تَكْثُرُ، قَالُوا: فَمَا تَأْمُرُنَا؟ قَالَ: فُوا بِبَيْعَةِ الأَوَّلِ فَالأَوَّلِ وَأَعْطُوهُمْ حَقَّهُمْ فَإِنَّ اللَّهَ سَائِلُهُمْ عَمَّا اسْتَرْعَاهُمْ İsrail oğullarını Nebiler yönetiyordu. Bir Nebi öldüğünde onu bir başka Nebi takip ederdi. Benden sonra Nebi yoktur. Fakat benden sonra birçok Halifeler gelecektir.” Dediler ki “Bize ne emredersin?” Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem de “İlk biate ilkine vefa gösteriniz. Onlara haklarını veriniz. Çünkü Allah, onları güttüklerinden hesaba çekecektir.” buyurdu.” [Müslim]

Medya destekli ve yönlendirmeli sloganlar, demokrasi yani pozitif hukuk ve sekülarizm yani dini hayattan ayırma temeline dayalı değişim talep etmektedir. Oysa Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

قُلْ إِنَّ صَلاتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ“De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.” [Enam 162]

إِنِ الْحُكْمُ إِلا لِلَّهِ أَمَرَ أَلا تَعْبُدُوا إِلا إِيَّاهُ ذَلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لا يَعْلَمُونَ “Hüküm ancak Allah’a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte en doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” [Yusuf 40]

وَأَنِ احْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ وَلا تَتَّبِعْ أَهْوَاءَهُمْ وَاحْذَرْهُمْ أَنْ يَفْتِنُوكَ عَنْ بَعْضِ مَا أَنْزَلَ اللَّهُ إِلَيْكَ “Aralarında, Allah’ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından seni şaşırtmalarından sakın.” [Maide 49] Kadın erkek eşitliği gibi Batı temelli kavramlar, merduttur. Çünkü Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

مَنْ أَحْدَثَ فِي أَمْرِنَا هَذَا مَا لَيْسَ فِيهِ فَهُوَ رَدٌّ“Kim bizim dinimizde olmayan bir şey yaparsa o merduttur.” Bu tür kavramlar, sadece mevcut bozuk düzeni perçinler. Değişim, İslam akidesine dayalı olmalıdır. Gerçek değişim, zulmü ortadan kaldırmalı, hayatın pusulasını yeniden düzenlemeli, Âlemlerin Rabbini razı etmeli, tüm insanlık için huzur ve güvenli bir yaşam sağlamalı, Hilafet Devletinde İslam Şeriatını uygulamalıdır. Otorite sahibi ümmete vekâleten ehli hal ve akd mensubu kişilerin Müslümanların Halifesine biat etmesiyle bu değişim gerçekleşebilir. Söz konusu değişim şunları gerçekleştirmelidir:

Birincisi:Şeriatı uygulayarak ve yeryüzünde Allah’ın yönetimini ikame ederek Allah’a kulluğun manasını gerçekleştirmeli ve âlemlerin Rabbini razı etmelidir. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

فَلا وَرَبِّكَ لا يُؤْمِنُونَ حَتَّى يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لا يَجِدُوا فِي أَنْفُسِهِمْ حَرَجاً مِمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا تَسْلِيماً “Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.” [Nisa 65] Geçim sıkıntısına neden olan insan yapımı yasaların yerini iyi bir yaşam tesis eden İlahi yasaları koymalıdır.

İkincisi: Tebaanın can, kan, onur, ev, mal ve diğer kutsallarını tazim eden güdücü bir devlet kurmalıdır. Bu devlet, bu kutsallar ve tüm yaşam sistemlerinde İslam’ın hükümleri, adalet ve huzura sağlayan yasalarına göre eylemde bulunmalıdır.

Üçüncüsü: Sömürgeci kâfirin belirlediği ve İslam dünyasındaki ajan yöneticilerin miras aldığı vergiler prangasını kaldırmalıdır. Devletin tebaası olan tüccarların mallarından gümrük vergisi, mal ve hizmetlerden dolaylı vergiler, mahkeme masrafı ve özel tüketim vergisi almamalıdır. Çünkü bu, zulüm ve haramdır. Bütün bunlar, aşırı pahalılık, yoksulluk ve işsizliğin nedenleridir.

Dördüncüsü: Hilafet, kâfir Batının kellesini, başta IMF ve Dünya Bankası olmak üzere tüm Batılı kurumların hegemonyasına son verecektir. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

وَلَنْ يَجْعَلَ اللَّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلاً “Allah, müminlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir.” [Nisa 141]

Beşincisi: Zalimler ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranları İslami hükümlere göre muhasebe edecek, haksız yere alınan tüm malları Müslümanların Beytül Malına devredecektir.

Altıncısı: Ülke kaynaklarını halkın yararına harcayacak, insanlara tarım, sanayi ve ticaret imkânı sunacak, Şeriatın belirlediği sabit hükümler dışında mallarından hiçbir şey almayacaktır. Devlet, tebaasına yardım edecek, ümmetin enerjisini patlatacak, gıda güvenliği sağlayacak ve iyilik âlemlere taşacaktır.

Yedincisi: Her bir bireyin giyecek, yiyecek ve barınak gibi temel ihtiyaçlarını karşılayacak, bütün tebaanın güvenliğini sağlayacak, sağlık ve eğitim hizmetini ücretsiz verecektir.

Özetle Hilafet, insanların işlerini İslami hükümlere güdecek, dolayısıyla adalet gerçekleşecek, güven ve huzur yaygınlaşacak, yeniden insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet olacağız.

Hizb-ut Tahrir, halkına asla yalan söylemeyen bir liderdir. Aranızda ve sizinle birliktedir. Nübüvvet metodu üzere ikinci Raşidi Hilafeti kurmaya ve İslami hayatı yeniden başlatmaya çağırmaktadır. Slogan atmakla devlet kurulmaz. Siyasi, ekonomik, sosyal ve diğer tüm alanlarda İslam’ın hükümleri ve sistemlerini derinlemesine anlamakla kurulur. Parti, sahih içtihatla vahiyden türetilmiş Hilafet Devleti için bir Anayasa Tasarısı hazırlamıştır.

Ey müminler! Sesinizi İslami sistemler ve Şeriatın uygulanması talebiyle yükseltin. İtaat ve izzetle dolu iyi bir yaşam sürmek, zimmetinizi temize çıkarmak, âlemlere iyiliği taşımak için gerçek değişim uğrunda çalışanlar safında ön sıralarda yer alın. Bunun yolu da ceberut saltanatın boyunduruğundan kurtulup İslami yönetim olan Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafetin hükmü altına girmektir.

Ey yeryüzündeki Allah’ın evleri olan cami öncülerinden güç ve kuvvet ehli! Göreviniz, sadece sesinizi yükseltmek, İslam’ın uygulanmasını talep etmek, İslam’ı öğrenmek ve öğretmek değil, aksine Nübüvvet metodu üzere ikinci Raşidi Hilafeti kurarak Allah’ın dini ve Şeriatına yardım etmektir. Samimi insanların İslami sistemleri uygulamasına imkân verin ki Allah’ın övgüsüne nail olan Ensar’ın unvanına sahip olasınız.

وَالسَّابِقُونَ الأَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ وَالأَنْصَارِ وَالَّذِينَ اتَّبَعُوهُمْ بِإِحْسَانٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي تَحْتَهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَداً ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ İslâm’ı ilk önce kabul eden muhacirler ve Ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.” [Tevbe 100] Nurdan mürekkeple yazılmış tarih kitaplarında ebedileşesiniz. Şeref, haysiyet ve Allah’a yakınlık kazanasınız.

لِمِثْلِ هَذَا فَلْيَعْمَلِ الْعَامِلُونَ İşte Çalışanları bunun için çalışsın.” [Saffat 61]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Sudan Vilâyeti


H. 19 Cumâde’l Ûlâ 1440
M.  Cuma, 25 Ocak 2019

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER